Manisa Lalesi Çiçeğinin Hikayesi (Adonis- Anemon)

manisa lalesi

Birçok çiçeğin birbirinden güzel hikayesi bulunmaktadır. Çiçeklerin çok az bilinen bu hikayeleri çok etkileyici ve dikkat çekicidir. Daha çok Yunan mitolojisinde Tanrıların arasında geçen olaylar ile çiçeklerin hikayeleri arasında bir bağlantı bulunmaktadır. Ülkemizde Manisa Lalesi olarak bilinmekte olan Adonis, Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası olan Afrodit’in aşık olduğu tanrı olmayan bir ölümlüdür.

Birçok kaynakta farklı şekilde anlatılmakta olan bu hikaye asıl olarak Sümer ve Hitit kaynaklarına dayanmaktadır. Hikaye Afrodit’in öfkesiyle başlamaktadır. Tam olarak bilinmemekle birlikte çoğu kaynak Kıbrıs kralı Kiniras’ın kızı güzelliğiyle övünmekte ve güzellik tanrıçası Afrodit ile kendini kıyaslamakta hatta Afrodit’ten daha güzel olduğunu söylemektedir. Afrodit kral Kiniras’ın kızı Simima’ya bu saygısız davranışından dolayı çok kızar ve kızını babasına aşık eder, bununla da yetinmeyip babası kral Kiniras’ı da büyüleyerek bu günah aşkı hissetmesini engellemiştir. Bu kötü lanetin etkisinde olan kral Kirinas ve kızı Simima birlikte olurlar. Bunun daha sonradan farkına varan kral kızını öldürmek ister, ancak tanrılar kralın kızın öldürmesini engeller ve Simima’yı mersin ağacına dönüştürürler.

Simina bu birliktelikten hamile kalmış ve doğum zamanı geldiğinde ağaç büyük ağrılarla inlemeye başlamış. Doğum sırasında doğum tanrıçası gelir ve onu sakinleştirir ve daha sonra ölümlülerin en güzeli olarak bilinen Adonis dünyaya gelir.

manisa lalesi

Tanrıların Kavgası

Dünya güzeli ölümlü Adonis’i gören Afrodit çocuğa aşık olur ve onu yeraltı tanrıçasına emanet eder. Fakat çocuk o kadar güzeldir ki yeraltı tanrıçası da bu güzelliğe kendini kaptırır ve aşık olur. Onu Afrodit’e geri vermek istemez ve bu iki tanrı arasında büyük kavga çıkar.

Tanrılar bu kavgadan rahatsız olur ve Zeus kavgayı sona erdirmek için bir karar verir: Adonis ilkbahar ve yaz mevsimlerinde Afrodit ile kalacak yılın diğer yarasını oluşturan sonbahar ve kış aylarında ise yeraltı tanrıçası ile kalacaktır. Afrodit, Adonis’in yanından ayrılmasından sonra çok üzülür ve bir ağaç gibi sararıp solar, kışın ise üzüntüsü daha çok artar ve gönül bahçesine karlar yağar. İlk baharda ise Adonis yeryüzüne çıkıyor ve Afrodit mutlu olup canlanmaktadır. Bu şekilde mevsimler oluşmuş ve Adonis’in gelip gitmelerine göre mevsimler değişmiştir.
Günler birbirini kovalarken Adonis, Afrodit’in yanında daha çok kalmaya başlamış. Bu durumdan dolayı kıskançlık krizine giren yeraltı tanrıçası Afrodit’e aşık olan Ares’e olan durumu anlatır. Ares ise avlanmayı çok sevmektedir. Afrodit ile ava gittikleri bir gün Ares yaban domuzu kılığına girmiş ve Adonis’i ağır yaralar ve ölmesine neden olur. Adonis’ten akan kanların düştüğü yerde Anemonlar bitmiş. Anemon çiçeğinin üzücü hikayesi bu şekilde oluşmuştur. Adonis’ in yanına koşan Afrodit’in ayağına dikenler batar ve ayağından akan kanlar tanrıçanın sembolü olan beyaz gülü kırmızıya boyar. Kırmızı gülün aşkı simgelemesi bu yüzdendir.

Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir